yandex
loading... loading...
loading...
Yükleniyor...
kapat

30 Ekim 2014 Perşembe 16:47

- 16° 14
Sağanak / Açık
Günün Analizi
Facebook Paylaş
Canlı
Google+

Hikmet Karaman Ülkehaber'e konuştu

Hikmet Karaman Ülkehaber'e konuştu
03.12.2013
10:55
ÜLKE HABER
HABERİ YAZDIR

Türk futbolu deyince akla ilk gelen isimlerden olan Hikmet Karaman, gündeme dair sorularımızı yanıtladı. Kariyeri, yaşantısı, futbol duygusu, Bursaspor, Daum, Batalla, Fatih Terim, Galatasaray, Milli Takım ve Türk futbol kültürü; başlıklarımızdan sadece birkaçı.

Röportaj : Selman ÖZTÜRK

Hikmet Karaman… Türkiye’nin ele avuca sığmaz, sıra dışı teknik adamlarından biri. Uçlarda yaşamayı seven, sevincini de duygusunu da yıllardır bizlere naklen aktaran bir futbol dahisi. Gözü, Türkiye standartlarını çoktan aşmış bir futbolcu avcısı…
 
Hikmet Hoca ile İstanbul’da, bir sonbahar akşamında bir araya geldik. Ne sorduysak, içtenlikle ve hiç kimseden çekinmeden sarfedilmiş cesur cevaplarla karşılaştık.
 
Daum ve Bursaspor hakkında ne düşünüyor?
Pablo Batalla olayına bakış açısı nasıl?
Galatasaray, Terim, Mancini üçgenine dair değerlendirmeleri neler?
Türk futbol kültürü ve Türk futbolcusunun karakteristik yapısı nedir?
Milli takım neden başarısız?
 
“MAHALLE MAÇLARINDA BİLE TAKIMI BEN KURARDIM”
 
-Hikmet Karaman buralara tırnaklarıyla kazıyarak geldi, bunu biliyoruz. Teknik direktör olana kadar çeşitli işlerle uğraştınız. Bu süreçten kısaca bahseder misiniz?
 
Kocaelispor’un altyapısındayken Almanya’ya öğrenci olarak gittim. Teyzemin yanında yaşamaya başladım. Tek başımaydım ve zor şartlarla mücadele etmek zorundaydım. Ayakta kalabilmek için, geçinmek için çalışmak zorundaydım. Avrupa buradan çok farklı. Orada “babam kazansın ben yiyeyim” diye bir şey yok. Dolayısıyla birçok farklı işte çalışmak durumunda kaldım. Hem futbolumu oynadım, hem çalıştım hem de teknik adamlık için gerekli eğitimleri aldım. Netice itibariyle bugünlere gelebildik.
 
-Teknik adamlık arzusu nereden geldi peki ?
 
Teknik direktörlük farklı bir meslek. Sadece antrenman yaptıran bir hoca değilsiniz. Doğuştan gelen bir liderlik gerek. Futbolu yaşamak, futbolu sevmek gerek. Teknik direktör olmanın gerektirdiği en önemli vasıflardan biri bu.  Mahallede maç yaparken takımları bile ben kurardım. O maçlarda bile takımı değerlendirmeye alırdım. Gazetelerdeki gibi oyunculara yıldız verirdim.
 
-Farklı bir tarzınız var. Örneğin; Aykut Kocaman, Mesut Bakkal gibi isimler duygularını sahaya çok yansıtamaz. Fakat siz saha içinde duygularınızı karşı tarafa çok net aktarabiliyorsunuz.
 
Ben futbolda duygu olmadığına inanmıyorum.Olayı yaşadığınız zaman vücudunuz da ona tepki veriyor.  Gülerken göbeği oynamayan adamın gülüşü inandırıcı değildir. Ben, duygusunu belli etmeyen hocaların da bazı maçlarda kendilerinden geçtiklerine çok şahit oldum. Genelde cool görünmeye çalışanlar, kader maçlarında ya da bir golün çok şeyi değiştirdiği maçlarda kendilerini kaybedebiliyorlar. Bir de işin şov tarafı var. Bazı hocalar kameranın kendisini çektiğini anlayıp ona göre hareket edebiliyor.
 
Dünyanın en tecrübeli teknik adamı olan Ferguson bile maçlarda kendinden geçebiliyor. Duygusuz olunacaksa en başta onun duygusuz olması lazım. Heyecanın bittiği yerde herşey biter.
 
“İKİ KULÜBÜN YERİ BENDE BAMBAŞKA”
 
-Bugüne kadar pek çok takım çalıştırdınız. Galatasaray’da yardımcı antrenörlük yaptınız. Çalıştırmaktan en çok keyif aldığınız takım hangisiydi?
 
Galatasaray’da yardımcı antrenördüm. Teknik direktör olmak tabi ki bambaşka bir şeydir o camiada. Kocaelispor’un yeri benim için başka, zira Kocaeli benim memleketim. Fakat Ankaragücü ve Bursaspor taraftarının profili çok etkileyici. Teknik direktörü ve oyuncuları hedefe kilitleyen bir ruh var bu takımlarda. Diğer taraftarlar yanlış anlamasın. Ama Ankaragücü ve Bursaspor’daki taraftar profilinin takım üzerinde hakimiyeti, sizi mücadeleye iten bir durumu var. Bu nedenle çalıştırmaktan en çok keyif aldığım iki takım Bursaspor ve Ankaragücü’dür.
 
-Kocaelispor demişken, takımın son yıllarda yaşadığı durum çok üzücü. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?
 
Sefa Sirmen Kocaelispor’un sembolü. Bunu kimse inkâr edemez. Kocaelispor’a maddi manevi büyük katkılar yaptı. Fakat harcamalar mantıklı yapılmadı. Sefa Sirmen’in katkıları heba edildi. Hep cepten yendi. Hazıra dağ dayanmaz. Kocaeli büyük bir sanayi şehri olmasına rağmen ekonomik istikrar sağlanamadı ve kulüp bugünlere geldi.
 
“ANADOLU TAKIMLARIYLA BİR YERE KADAR ÇIKABİLİRSİNİZ”
 
-Büyük takım çalıştırma hayaliniz var mı? Bugüne dek sizce neden olmadı?
 
Takımları büyük yapan birinci etmen taraftar gücü, ikinci etmen ise ekonomik güçtür. Şu an büyük takım dediklerimizi kim çalıştırırsa çalıştırsın farketmez. Kimse hikâye anlatmasın. Bakın benim son 3 senemi değerlendirelim. Manisaspor ile inanılmaz bir çıkış, ama bir yere kadar. Gaziantepspor’la inanılmaz bir çıkış, ama bir yere kadar. 8 de 8 yapıp hiç gol yemeyen bir Gaziantepspor vardı. Bu kırılması güç bir rekordur. Anadolu takımları ile belli bir yere kadar çıkabiliyorsunuz. Bursaspor’u aldık lig 4.sü olduk. 2 oyuncu daha olsa belki lig 2.si olurduk. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi büyük takımların kadroları her zaman ilk üçte olacak kadrolar. Şimdilerde Kasımpaşa da büyük bir yol katetti. Tabi ki böyle takımları şampiyon yapmak da ayrı bir teknik direktör kapasitesi. Orada büyük oyuncularla çalışmak diye bir gerçek var.
 
-Yani teknik bilginin yanında, adam yönetimi kabiliyeti gerekli diyorsunuz.
 
Kesinlikle öyle. Biz zaman zaman çok önemli futbol simalarıyla istişareler yaparız. O takımlarda oyuncu hakimiyeti çok başkadır. Orada hakim olan oyuncudur. Bizim ülkemizde böyle. Bunun nedeni de bizim futbol kültürümüzün olmayışı.
 
Bakın, Almanlar bugün dünya futbolunda söz sahibi ülkelerin başında geliyor. Orada sportif direktörlük diye bir şey var. Bizde ise sportif direktörlük bambaşka bir şey olarak algılanıyor. Sportif direktör lafı geçtiği zaman;“Acaba teknik direktörün altına mı üstüne mi gelecek?” tartışmaları başlar bizim ülkemizde. Ama Almanya’da durum çok farklı. Sportif direktörler teknik direktörlerin çalışma arkadaşları, partneri olarak görülüyor.
 
Bizde birlikte çalışıp doğruyu bulmak diye bir şey yok. Bu kadar teknik adam kıyımının olmasının en önemli sebeplerinden biri de bu. İşi bilenin çok olması, sürekli eleştiri, sürekli kavga… Bunu yaşadık. Son olarak Fatih Hoca da yaşadı.
 
Futbolun belli elementleri var. Teknik, taktik, kondisyon... Ama en önemli şey oyuncu karakteri. Mesela Sivasspor oyuncu karakterini oyuna yansıtan bir takım. Galatasaray bu konuda ciddi problemler yaşıyor.
 
“SÜPER LİG’DE İÇİ BAŞKA DIŞI BAŞKA TAKIMLAR VAR”
 
-Süper Lig’de pek çok takımın iç dünyası, görünenden daha farklı sanki.
 
Elbette. Suni, göstermelik olan takımlar da var. Dışarıdan güllük gülistanlık görünen ama içeride öyle olmayan takımlar var. İsim vermeyeceğim, çıkar birkaç hafta sonra. İşte tam bu noktada futbol kültürünün, sporcu karakterinin önemi ortaya çıkıyor. Bu yüzden Avrupa maçlarında düşük profilli takımlar bile buraya gelip bize zor anlar yaşatabiliyor. Mesela, oyuncu hocasının aleyhinde konuşuyor, sonra maçta gol atınca hocasına koşuyor. Diğer arkadaşı da içinden “Karaktere bak” diyor. Bizim futbolumuza, kültürümüze karakter kazandırmak önemli olan.
 
“YURTDIŞINDAN TEKLİF VAR”
 
-Şu anda bir kulüple görüşmeniz var mı?
 
Geçmişte 2 kulüp ile görüşmemiz oldu. Şu anda da yurtdışından bir kulüple görüşmemiz var. Orada lig bitti. Görüştüğümüz takım şampiyon oldu. Teknik direktörleri başarılı olduğu için güzel teklifler almış ve ayrılacakmış. Şu an adayların içerisindeyim. 8-10 aday var. O aday sayısını dörde indirecekler. Eğer o ilk dört içinde de olursak o zaman sizlerle paylaşırım. Şu an kesin bir şey yok.
 
“YABANCI TEKNİK ADAMLAR KAYIRILIYOR”
 
-Yabancı teknik adamların kayırıldığı doğru mu? Sanki onlara daha fazla tolerans tanınıyor.
 
Hem de nasıl! Ben gittim Daum geldi. Aldığı sonuçlar ortada. Daum’un yerinde yerli bir teknik adam olsa çoktan tefe konmuştu. Ama yabancı diye sahip çıkılıyor. O zaman kendi adamına, kendi vatandaşına da sahip çık. Buna benzer olaylar başka kulüplerde de oluyor.
 
-Anadolu kulüpleri 3 büyüklere karşı sıklıkla hakem hatalarından yakınır. Siz de böyle bir durumdan muzdarip oldunuz mu? Unutamadığınız olay var mı?
 
Dünyada bir gerçek var; büyük takımlar hep avantajlı. En son, Almanya’da filenin içinden geçen top gol sayıldı. Ama adamlar sesini çıkaramadı. UEFA karar versin deyip çekildi kenara. Hakem de gitti Şampiyonlar Ligi’nde görev aldı. Büyük takımların yarattığı o atmosfer, o baskı hakemleri de etkiliyor. Anadolu takımlarına çalamadıkları düdükleri büyük takımlara karşı daha rahat çalabiliyorlar.
 
“BURSASPOR YÖNETİMİ BEN GÖREVDEYKEN BAŞKALARIYLA GÖRÜŞTÜ”
 
-En son Bursaspor’u çalıştırdınız.  Bu macera 7 ay sürdü. Vojvodina maçları sonrası ayrılmak zorunda kaldınız.Sizce ayrılmanızın nedeni sadece Avrupa’daki başarısızlık mıydı?
 
Kesinlikle değil. Bizim gönderilmemizin sebebi sportif açıdan alınan sonuçlar değil. Saha dışı olaylardan dolayı gittik. O Vojvodina maçının kaybedilmesi de 90 dakikalık bir olay değil. O maçı zaten maç öncesinde kaybetmiştik, sahada da sonucu ortaya çıktı.
 
Yönetim seçildiği zaman, ben görevdeyken başka teknik adamlarla görüştüğünü biliyorum. Belki bizimle devam etmemeleri gerekiyordu, belki kampta yöneticinin bize söylediği sözlerden sonra bizim bırakmamız gerekiyordu. Ama Bursaspor taraftarını ve Bursaspor’u çok sevdik. Orada benim bir projem vardı. 21 genci A takıma aldım. Ayrı bir antrenman programına tabi tuttum. Hedefimiz oradan 7-8 oyuncuyu önümüzdeki sezon Bursaspor’un A takımına monte etmekti. Kendi Barcelona’mızı yaratacaktık.
 
Şöyle diyelim kısaca; başkan ve yönetim kurulu bizi sevmedi. Tek neden bu bence. Onlar bizi sevseydi oturup istişare yapabilirdik, konuşabilirdik. Fakat kafalarında bir önyargı vardı. Ama bugün gelinen nokta ortada. Belki onlar da hatalarını anlamışlardır, kabullenmişlerdir. Son dönemde yaşanan Batalla olayından sonra taraftarın da sabrı taştı bence.
 
-Son günlerde gündemde Pablo Batalla var. Siz de onunla çalıştınız. Perde arkasında nasıl bir oyuncudur? Böyle bir olayla gündeme gelmesi sizce normal mi?
 
Ben Batalla’nın başka bir kulüple anlaşıp gittiğine kesinlikle inanmam. Daum’la ve yönetimle yaşadığı sıkıntılardan gittiğini düşünüyorum. Fakat Batalla’nın hareketi de tartışılır. Kimse kulüpten önde değildir. Antrenmana ve maça çıkmak zorundaydı. Morali bozuksa gidip bir rapor alabilirdi. Ama bir sporcunun tası tarağı toplayıp kafasına göre gitme lüksü olmamalı.
 
“BATALLA GÖRDÜĞÜM EN KARAKTERLİ OYUNCULARDAN BİRİ”
 
-Bu olay anlık gelişen bir olay mı sizce? Yoksa bir sürecin sonunda yaşanan bir patlama mıydı?
 
Bu olay dünkü olay değildir kesinlikle, en az bir ayı vardır. Siz teknik adam olarak, başkan olarak kulübün sevk ve idaresinde yanlış işler yapıyorsanız oyuncu bunu kullanır zamanı gelince. Ben Batalla olayının farklı boyutlarda olduğunu düşünüyorum.
 
-Peki,Pablo Batalla sorunlu bir oyuncu muydu?
 
Asla değil. Gördüğüm en beyefendi en dürüst oyunculardan biriydi. Bizim zamanımızda müthiş bir performans ortaya koydu. Maç başı 1 gol ortalamasını tutturmuştu. Ama bunlar öyle hemen olmadı. Ben geldikten sonra Pablo’ya sormuşlar;“Ertuğrul hoca gitti ve yeni bir hoca geldi. Ne düşünüyorsun?” demişler. “Bakacağız” demiş. Bunu duyunca oyuncuda bana karşı bir güvensizlik olduğunu hissettim. Hemen yönetime söyleyip Batalla ve Belluschi ile bir yemek ayarlattım. Biz oyuncularla gruplar halinde yemek yiyip istişare yapmak amacıyla toplanırız. Fikir, kültür istişaresi yapıp yakından tanırım kaynaşabilmek adına. Pablo ve Belluschi ile de böyle bir toplantımız oldu. Kendilerine onlardan ne beklediğimi, neler yapmalarını istediğimi anlattım. Onların benden ne beklediklerini öğrendim. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk. Bu şekilde güvenini kazandık. Ondan sonra Pablo teslim oldu bize. İnanılmaz duygusal ve utangaç bir çocuk. Adamı övüyorlar, mikrofonu itiyor; “Arkadaşlarıma gidin” diyor, konuşamıyor. “Sadece ben yokum” diyor.
 
Mesela ben Bursaspor’u çalıştırırken Orduspor maçında devreye 2-1 mağlup durumda girdik. Yenilsek Avrupa kupalarına gidemeyeceğiz. Haliyle devre arası konuşmasında takıma çok kızdım, bağırdım. Genel olarak konuşmuştum. Ama Pablo hemen üstüne alındı, “Ben mi? Bana mı söylüyorsunuz?” dedi. Bu durumu bile toparlamak zor oldu. Böyle alıngan bir çocuk. Yönetimle ve Daum’la bu tür şeyler yaşamışsa ve onlar da bunu düzeltmemişlerse, zamanla kafasında Bursaspor’u bitirmiştir Pablo.
 
-Batalla’nın yaşadığı bu son olaylar biraz haksızlık sanki. Çünkü Bursaspor’a her şeyini veren bir oyuncuydu.
 
Kesinlikle haksızlık. Büyük haksızlık hem de. Bunlar (Daum ve yönetim) gitsin, Pablo geri döner emin olun. Ya da diğer ihtimalle bunlar Batalla’yı para için zorla satar. Çünkü üç tane 32-33 yaş üstü oyuncu aldılar. 25-30 milyon Euro içeri soktular Bursaspor’u.
 
-Batalla haricinde birçok oyuncunun da Daum ile sorun yaşadığı söyleniyor. Sizin döneminizde böyle sorunlar oldu mu?
 
İsim vermek istemem ama bazı oyuncu gruplarının “Hikmet Hoca başımızda olsa bunları yaşamazdık” dediğini duyuyorum. Biz müthiş bir birliktelik yakalamıştık. Ama o kulüpte, 20 sene öncesinin beynine sahip birkaç kişi var. Onlar o beyni düzeltmedikçe takım düzlüğe çıkamaz.
 
“DAUM İŞİN ŞOV KISMINI İYİ BECERİYOR”
 
-Daum bu baskıyı kaldırabilecek mi sizce?
 
Takımın karnesi, teknik direktörün karnesi, yönetimin karnesi iyi değil. Lig uzun bir maraton, göreceğiz. Daum Türk insanını iyi tanıyor. Türk bayrağıyla antrenmana falan çıkıyor. O nedenle burada tutunmayı başarıyor. Şov kısmını iyi beceriyor kısacası. Bu konuda fazla konuşup kötü adam olmak da istemiyorum ama ülkemizin misafirperverliğini kullanmamak gerek. Schuster, Del Bosque, Tigana, Rijkaard, Aragones de geldi bu ülkeye. Ama onlar şov yapmadılar. İşlerini yaptılar.
 
-Pablo Batalla, Daum’un ilk kıyımı değil. Anelka, Alex ve Hooijdonk’la yaşadığı sorunları da haber yapmıştık.
 
Daum'un, Anelka gibi bir adamla yıldızı barışmadı. Daha ne diyeyim ki…
 
DÜNYA KUPASINDAKİ FAVORİ TAKIMI HANGİSİ?
 
-Dünya Kupası başlıyor. Favoriniz var mı?
 
Favori bir takım göstermek zor. Çünkü bir oyuncunun sakatlanması bile çok şeyi değiştirebiliyor. Ronaldo sakatlansa Portekiz’in potansiyeli yarı yarıya düşer. Almanya bu turnuvada biraz daha ağır basıyor. Müthiş bir kadro yapıları var. Guardiola da Alman futboluna farklı bir karakter getirdi bence. Zamanla bu hissedilecek.
 
-Bizim orada olmayışımız hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Bir sürü tartışmanın ardından Abdullah Avcı göreve geldi. Madem göreve getiriyorsun bırak bitirsin elemeleri. Niye getirdin, niye gönderiyorsun? Neye göre başarısızdı Abdullah Hoca? Yine gidemedik, değişen ne oldu? “Ben bu maçları oynasaydım hepsini kazanırdım” dese ne diyeceksin? Hiçbir şey diyemezsin
 
“ZAMANINDA TERİM’İ GÖNDERENLER ŞİMDİ KULÜBÜNDEN KOPARIYOR”
 
-Terim’in gönderilişi doğru muydu sizce?
 
Bu tür şeyleri hepimiz yaşıyoruz. Ne diyeyim ki? Zamanında Fatih Hoca’yı göndermek için federasyon yöneticileri her türlü makarayı yaptı ve sonunda istifa ettirdiler. Şimdi aynı Fatih Terim’i kulübünden koparıp yine milli takımın başına getirdiler. Bari bu sefer bırakın rahat bir şekilde çalışsın Fatih Terim. Gelecek için Fatih Hoca’dan beklentimiz umutlarımız büyük. Altyapısı iyi olan, futbol kültürü oturmuş, iyi antrenör yetiştiren bir Türk futbolu bekliyoruz Fatih Hoca’dan.
 
“ŞAMPİYONA ANALİZİ YAPAN BİR ÜLKE DEĞİLİZ. TFF’NİN PARALARI NEREYE GİDİYOR?”
 
-Milli takımın sorunu neydi sizce?
 
Türkiye; Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası analizi yapan bir ülke değil.Bu husus çok önemli.Türkiye, 10 tane antrenörünü alıp Dünya Kupası’na götüren bir ülke değil. “Git oranın analizini yap gel” diyen bir yönetim vizyonumuz yok. Dünya Kupası’nda goller, pres, markaj, top rakipteyken hareket, saha içi dağılım nasılmış git analiz et ya! Bunları görüntülerle destekle ve Türk antrenörünü geliştir. Federasyon bununla ilgili her yıl göstermelik bir CD hazırlıyor. O CD’ler de kendi arşivlerinde tozlanıyor. Futbol Federasyonu’nda bir ton para var. Nereye gidiyor o paralar? 10 kişiyi görevlendir ve Dünya Kupası’na yolla. Bence Fatih Hoca’nın ilk yapması gereken şey, böyle bir grup kurup Dünya Kupası’nı analiz ettirmek olmalı. Almanya 12 tane teknik direktörü görevlendirmiş. Bir ay boyunca şampiyonayı takip ettikten sonra 15 gün ekstra çalışma ile görüntülü analizleri çıkarıyorlar. Bu çok ciddi bir iş. Bugün Dortmund’un başarısının sırrı da budur. Bunu kim biliyor Türkiye’de?
 
Benim bir sitem var (www.hikmetkaraman.com.tr). Orada herşeyi paylaşıyorum. Bildiklerimi paylaşıyorum. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Beni geçen geçsin. Yeter ki ülkeme katkısı olsun.
 
MANCINI TEK KALIYOR
 
-Fatih Terim’den sonra Galatasaray’ın başına Mancini getirildi. Kendisini başarılı buluyor musunuz?
 
Her ne kadar Tugay olsa da Mancini’nin tek kaldığına inanıyorum. Türk futbolunu, Türk futbolcusunu iyi tanımak gerekiyor. Mancini’nin etraflıca bilgilendirilmesi lazım. Yanında çok üst düzey bir Türk teknik direktörün yardımcılık yapması lazım. Buraya Del Bosque, Aragones gibi top class teknik direktörler geldi ve harcadık. Onların yanına onlar gibi ülkenin en büyük teknik direktörlerini vereceksin. Mancini boş bir adam değil. Ama işi de çok zor. Mesela, Real Madrid maçındaki frikik golünü hatırlayın. Üçlü baraj kurduruldu. Ya o noktadan Bale’ın iyi vuracağını biliyorsun. Neden 3’lü baraj kurduruyorsun?

“BİZ TİYATROCU DEĞİLİZ”
 
-Sizinle röportaj yapacağımı duyan sosyal medya müdavimlerinin, sormamı ısrarla istediği bir soru var. Sizi Fatih Terim’e çok benzetiyorlar. Bu benzerlik doğal mı? Yoksa gerçekten Terim’e benzemek için bir çaba mı sarfediyorsunuz?
 
Bu sorunun cevabını sana bırakıyorum. Burada beni tanıyan biri olarak bu sorunun cevabını sen ver. Doğal mı yapay mı sen söyle.
 
Böyle bir şey olabilir mi ya? Biz oyuncu değil teknik direktörüz. Oyuncu olsak tiyatro yaparız.Ne yazık ki kültürümüz sıfır. Bana bu konuda hakarete varan söylemler oluyor. Şansal abi bir video hazırlatmış. Fatih Terim’i ve beni yan yana koymuşlar. Aynı anda aynı yöne bakıyoruz, aynı hareketleri yapıyoruz. Ya bu daha önce çalışılmış, suni bir şey olabilir mi? Biz teknik adam olarak benzer duyguları yaşıyoruz sahada. Biraz da fiziksel benzerlik varsa insanlar hemen o yakıştırmaları yapabiliyor.

Selman ÖZTÜRK / Ülke Haber
twitter.com/SelmanOztrk
selman.ozturk@ulkehaber.com

 


YORUMLAR
YORUM
Bu haber için hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın...

Ülkehaber Sosyal

Son Gönderiler